Günlük kalori: 1300 Kcal
10 kilo fazlası olanların yapabileceği bu diyet tüm besin ögelerini içeriyor. Bu diyette erkekler, günlük porsiyonu yüzde 50 artırabilir. 4 haftada 10 kilo vermek mümkün.
Bu diyetin günlük menüleri:
30 GÜN BOYUNCA
· Sabah : Çay, kahve (şekersiz), 2 kibrit kutusu peynir, salata, 1 ince dilim ekmek.
· Öğle : 3 köfte kadar et veya tavuk veya balık (90 gr.), 1 ince dilim ekmek veya 1 kase çorba, salata, 1 ince dilim ekmek veya 1 adet kaşarlı yağsız tost, çay, kahve (şekersiz)
· İkindi : 2 porsiyon meyve veya 2 adet galeta
· Akşam : 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği, salata, ince bir dilim ekmek
· Gece : 2 porsiyon meyve.
1 Ayda 10 Kilo Verme Diyeti
Etiketler: diyetler, kilo vermek, Zayıflamak
Bunlarla Beslenin Kilo Verin
İngiltere'de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi. En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle...
Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.
Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.
Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan.
Adzuki fasulyesi: (Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.
Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.
Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.
Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.
Yulaf: Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.
Etiketler: Kilo almamak, Kilo Verin, kilo vermek, Zayıflamak, zayıflamak için
Stresten mi Yiyorsunuz?
Etiketler: Kilo ve Stres, zayıflamak için
Çalışan Kadınların Kilo Problemi
Çalışan kadınlar kilo sorunuyla neden daha çok karşılaşıyor? Kilolarla barışık yaşamak için ne yapmalı?
İş hayatı çoğumuz için kabus gibidir. Bir düzen kurmakta zorlanırız. Hele kadınlarda dünya ikiye ayrılır. Bir yanda ev işleri, çocuklar ve eş, diğer yanda strese boğulduğunuz iş. Öğün saatleri ayarlanamaz ya da unutulur.Kadınların iş hayatında kendilerini daha sık göstermeleriyle birlikte kilo problemi de daha sık görülüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, kişilerin vakitsizlik bahanesi ile çok az öğün yapıp yapılan öğünde yüksek kalori içeren besinler tüketmesidir.
Etiketler: Kilo almamak
Çalışırken Kilo Almamanın Yolları
Ara:3 adet kuru kayısı
Öğle:100 gr ızgara et / tavuk / balık, 1 tatlı kaşığı zeytinyağlı mevsim salatası, 2-3 kaşık zeytinyağlı sebze yemeği, 1-2 dilim kepek ekmek veya1 tatlı kaşığı zeytinyağlı ton balıklı / tavuklu veya peynirli salata veya 2 porsiyon meyve + 1 kase yoğurt veya Ton balıklı / peynirli / tavuklu kepekli sandviç + ayran
Ara:1-2 porsiyon meyve veya 3-4 kepekli bisküvi+1 dilim peynir veya1/2 simit +ayran veya 1 kepekli tost veya1 bardak süt+1-2 grisini
Akşam:1 tabak sebze yemeği veya kurubaklagil yemeği veya sebzeli et sote, 4-5 kaşık bulgur pilavı veya 1 dilim kepek ekmek, bol salata, 1 kase yoğurt
Gece: 1-2 porsiyon meyve
Etiketler: diyetler, Kilo almamak, Kilo Verin, kilo vermek
Tatilde Alınan Kilolardan Kurtulmak
Hafta sonu tatilinden, hiç hesaba katmadığınız bir-iki kilo fazla ile döndünüz. Kısa sürede ve acı çekmeden son aldığınız birkaç kiloyu vermek istiyorsanız, önerilerimize kulak verin.
* Alkol, fark etmeden kilo almanızı sağlayan en önemli etken. Alkolün her türlüsünü ve bir kadehini bile hemen kesin. Çünkü kendi kalorisinin yanı sıra aynı zamanda yağların vücuttan atılımını da yavaşlatır.
* Şekerli içecekleri de tüketmeyin. Meyve suları bile yüksek miktarda kalori içerirler. Bunların yerine bol miktar su ve soda içebilirsiniz.
* Günde üç öğün salata yiyin. Salata, bol yağlı ve soslu olmadığı takdirde, çok az kalorili olmasının yanı sıra tokluk hissi yaratmakta birebir. Bu arada, yüksek miktarda şeker sebebiyle, günde 2-3 meyveden fazlasını yememeye dikkat edin.
* Ekmek, makarna, patates gibi "şişmanlatıcı" besinleri öğünlerden tümüyle kaldırmayın. Bunlar tokluk hissi uyandıracağından çok abartmamak kaydıyla yenilebilir. Ancak bu yiyecekleri hazırlarken içine kattığınız soslara dikkat edin. Yağ, mayonez ve hazır soslar bu yiyeceklerin olduklarından çok daha kalorili hale gelmesine sebep olur. Örneğin makarnanın üzerine, yağsız kıyma ile yapılan bir sostan sadece 2 kaşık koyun. Bunların yerine yemeklerinizi yağsız domates sosu ve otlarla tatlandırın.
* Kilo vermeye çalıştığınız günlerde sulu yemeklerin yanında ekmek yemeyin. Böylelikle hem ekmekten hem de yağdan "tasarruf" etmiş olursunuz.
* Düzenli olarak egzersiz yapın. Yürüyüş, yüzme, aerobik, step, bisiklet... Seçim size kalmış, düzenli olsun yeter.
* Yemekleri tüm güne dağıtın. Yani öğün atlamayın. Öğün aralarına küçük ara öğünler koyun.
Etiketler: Kilo Verin, kilo vermek, Zayıflamak, zayıflamak için, zayıflık
Fazla Kilolardan Kurtulmak İçin Bu 8 Düşmanla Savaşın
Diyet yapmak istiyorum ancak bir türlü porsiyonlarımı küçültemiyorum. Ne yapmalıyım?
Asıl sorun kilolu olduğunuzu fark edip artık bir şeyler yapmaya karar verdikten sonra başlıyor. Diyelim ideal kilonuzu buldunuz ve bu kiloya inmek veya hep aynı durumda kalmak istiyorsunuz ama çok azımız bunu gerçekten becerebiliyor. Ancak bir başka nokta daha var, fazla yememize sebep olan dış faktörler... Bunlar da en az iştahımız kadar rol oynuyor. Gıdaların sunuluş şekli, porsiyonlar, paket boyları, tabak boyları hep istediğimizden fazla yememize sebep oluyor. Eğer sadece acıktığımız zaman yesek ve doyduğumuzda durabilsek obezite sorunu kalmazdı. Uzmanlar bu tür fazla yemeyi tetikleyen faktörlerin farkında olmanızı öneriyor. Diyet yapmamızı sabote eden bu dış faktörleri bilirsek onlara karşı koymamız mümkün olacaktır.
Kokular sizi çeker
Bunları hayatınızdan çıkartarak ya da bunlara karşı önlem alarak çok daha formda olabilirsiniz.
1. Görüntü, ses ve kokular: Kızartılan sucuk kokusu, ızgaranın veya patlamış mısır makinesinin sesi veya sınırsız gıda reklamları aşırı yemeğe neden olabilir. Kokular sizi çeker.
2. Farkında olmadan yemek: Televizyon, sinema, bilgisayar veya kitap okumak gibi herhangi bir şeyle meşgulken ağza devamlı bir şeyler götürülür. Yemek dışında başka şeylerle uğraşmak, o anda yediğinize dikkat etmeyeceğinizden fazla yemenize yol açar. Sadece yemeğe konsantre olursanız, daha iyi tat ve keyif alır ve daha çabuk doyarsınız. Yemek duyularınıza dokunmalıdır, sadece ağızı ve mideyi doldurmak yetmez.
3. Her yerde yenilecek bir şeyler bulunması: Metroda, benzin istasyonlarında, her yerde yenilecek bir şey bulmak mümkün. Yemek gözümüzün önünde ise daha çok yiyoruz. Otomatlardan, çekmecedeki şeker ve çikolatalardan uzak durun
Fast-Food'u unutun
4. Fast-food restoranlar: Ucuz, hızlı ve kolay erişilebilir bu tür yerler daha çok yemeği teşvik ediyorlar. Fast-food yemenin bir zararı da şu; bir süre sonra bütün tatlar karışıyor ve yavanlaşıyor. Arada aradığınız tadı bulmak için de daha fazla yemeniz gerekiyor. Bu tür yerlere haftada bir kereden fazla gitmeyin ve gittiğinizde tavuk ve salata çeşitlerini tercih etmeyi deneyin.
5. Porsiyon boyutları: Restoran veya marketlerde, porsiyon miktarları giderek arttırılıyor ve bu normal porsiyonmuş gibi algılanıp, tüketiliyor. İhtiyacınızı siz belirleyin. Önünüze konulan miktara göre yemek yemeyin.
6. Dev paket boyları ve ambalajlar: Büyük boy ürünler indirimli veya fiyat avantajlı gibi sunuluyor. Biz de onları satın alıyor ve daha çok yemiş oluyoruz. İlginç bir araştırma sonucuna göre; eğer büyük bir paketten yerseniz, küçük boylara göre yarı yarıya daha çok yiyorsunuz! Öncelikle istirahat ederken, televizyon karşısında veya otururken bir şeyler yeme alışkanlığını terk edin. Böyle zamanlarda çayı tercih edin. Paketten yemek yerine, bir kaba koyarak, ölçerek yiyin.
7. Tabak boyları: Eğer büyük boy tabak kullanırsanız daha çok yersiniz. Halbuki küçük boy mutfak eşyası kullanmak hem daha çok göz doyuruyor, hem de daha yavaş yemeğe yol açıyor.
8. Yemek çeşitliliği ve açık büfeler: Eğer fazla seçeneğiniz varsa, elinizde olmadan bu seçeneklerin hepsini tatma eğilimine girersiniz. Çeşitlilik elbette ki iyidir ancak seçimleriniz sağlıklı gıdalardan oluşmalıdır. Sebze, meyve, az yağlı süt ürünleri, tahıllar ve kepekli ürünler her zaman bu sağlıklı seçenekler arasında yer alacak olan başlıca gıdalardır.
Etiketler: Kilo Verin, kilo vermek, zayıflamak için, zayıflık
Sorularla Zayıflama
1- Su içsem yarıyor, ne yapsam zayıflayamıyorum, başkalarından ne farkım var?
Başkalarından farkınız metabolizma hızınız. Bazı insanların diğerlerine göre daha az yediği halde kilo almalarının nedeni metabolizma hızlarının daha yavaş olmasıdır. Bu hızı da genetik farklılıklar, yaş, cinsiyet, vücut yağ/kas oranı, tiroid hormonları gibi bir çok faktör etkiler.
2- Arkadaşımın uyguladığı diyet benim için de uygun mudur?
Hayır değildir. Her insanın yukarıda anlattığımız sebeplerle farklı enerji ihtiyaçları vardır. Bu farklardan dolayı herkesin diyet tedavisi de farklıdır yani bireye özeldir.
3- Bölgesel olarak zayıflamak için ne yapmalıyım?
Bölgesel olarak zayıflamak mümkün değildir. Metabolik olarak en son aldığımız yağ zayıflama sürecinde ilk kullanılır. En sık yapılan yanlış karın ya da bacak kaslarını çalıştırarak göbek ve basenlerdeki yağlardan kurtulunabilineceğidir. Bu tür egzersizlerle karnınızı ya da bacaklarınızı daha sıkı hale getirmeniz mümkün olsa da buradaki yağ kitlesinde bir değişiklik sağlayamazsınız.
4- Verilen kilonun yağdan kayıp olması ya da olmaması neyideğiştirir ki, önemli olan tartıda gördüğümüz rakam değil mi?
Tartıda görülen rakamlar sadece genel bir göstergedir. Düşünün ki plajda mayoyla yürüyen biri söz konusu. Eğer yorum yapmanız gerekse hangi cümleyi kurarsınız? “bence 50 ya da 70 kilodur” cümlesini mi yoksa “ ne kadar diri ya da sarkık bir vücudu var” cümlesini mi? genellikle ikincisi tarzında yorumlar yapılır ve bu da vücut kompozisyonunuzun daha çok yağdan mı yoksa kastan mı oluştuğuyla ilgilidir. Doğru süreçte yağ vermek yerine kısa sürede kas ve su kaybederek verdiğiniz kilolar tartı üzerinde sizi mutlu edebilir ama ayna karşısında asla!
5- Hem her istediğimi yemek hem de zayıflamak istiyorum. İlaç kullanarak bunu yapmak mümkün müdür?
Hayır değildir. Zayıflama tedavisinde önce diyet + egzersiz uygulanır, sonuç alınamazsa uzmanlarca kontrollü bir şekilde ilaç kullanılır ancak bu süreçte de diyet + egzersize devam etmek gereklidir. Zayıflama tedavisinin başarısı için yeme davranışlarının düzeltilmesi şarttır ve hiçbir ilaç bunu sağlayamaz.
6- Yemek yemek bir mutluluk aracı mıdır?
Evet. Bazı insanlar yaşamlarındaki boşlukları ya da stresi bir şeyler yiyerek telafi etmeye çalışırlar, ancak bu bir süre sonra kilo almayla sonuçlanınca kişi yakaladığı geçici mutluluğu kaybeder ve tekrar başa dönmüş olur. Kazanılan bu yeni mutsuzluk kaynağı bireyde pişmanlık, kendini beğenmeme ve kendine güvensizlik hatta belki de depresyon gibi daha ciddi sorunlar oluşturabilir.
7- Sabahları limonlu sıcak su ya da zayıflama çayları içerek zayıflamak mümkün mü?
Hayır değil. Zayıflama çaylarının diüretik etkileri fazla sıvı atımına neden olur. Aynı şey sauna eşofmanlar için de geçerlidir. Onlar da terleterek sıvı atımını sağlarlar. Bu durumda verilen kilo yağ değil sudur ve su içtiğiniz zaman eski halinize dönersiniz.
8- Gün içinde fazlasıyla hareket ediyorum (ev işi, koşuşturma...), ayrıca egzersiz yapmama gerçekten gerek var mı?
Evet var. Gün içindeki rutin işleriniz çerçevesinde yaptığınız hareketler egzersiz olarak değerlendirilemez. Ayrıca bilinçsizce yapılan egzersizler de sağlığınız için risk teşkil edebilir. Egzersizin faydalı olabilmesi için önemli olan süresinin çok uzun olması ya da çok yoğun yapılmasından ziyade doğru nabızla ve uygun sürede yapılmasıdır ki bu da her birey için farklıdır.
9- Şişmanlık gerçekten bir hastalık mıdır yoksa sadece bize görsel olarak rahatsızlık veren bir durum mudur?
Şişmanlık bir hastalıktır. Vücudunuzda olması gerekenin üzerinde yağ bulunması sadece size görsel açıdan rahatsızlık vermekle kalmıyor aynı zamanda şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, safra kesesi taşları, gut, bazı kanser türleri, eklemlerde rahatsızlıklar ve daha birçok hastalığa da açık davetiye veriyor, hatta onların nedeni olabiliyor. Bu durumda bu kadar riskli bir şeyi sadece görsel rahatsızlık kaynağı olarak düşünmek çok masum bir ifade olarak kalıyor.
Etiketler: Zayıflamak
Obezite ve Detoks Tedavileri
Vücudunuz ve sindirim sisteminiz aşırı toksin yüklüyse ve dengesi bozulmuşsa zayıflama deneyimlerinizden netice alamazsınız.Vücut ve organ arındırma diyetleri, detoks programları, nöralterapi ve far-infrared (uzak-kızılötesi) sauna ile bedeniniz toksinlerden arınır ve dengesini kazanırken hem dengeli ve kalıcı zayıflar, hem sağlığınıza kavuşur hem de güzelleşirsiniz.Detoks, vücudumuza çeşitli yollarla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaktır.
Detoks için sağlıklı beslenme önemlidir, böylece bedenimize yeni toksinlerin girmesini engelleriz. Ayrıca kompleks bir süreç olan toksinlerin atılımı sırasında, organlarımıza gerekli besin takviyelerini sağlamış oluruz.Ancak bedenimizde daha önceden oluşmuş toksinlerin etkin bir şekilde atılabilmesi için, arınma organlarımızın desteklenmesi gereklidir. Aksi taktirde yorgun karaciğeri, böbrekleri ve düzenli çalışmayan barsakları olan bir kişi, dolaşıma karışan toksinlerden hızla kurtulamayacağı için BU DETOKS SÜRECİNDEN ZAZAR BİLE GÖREBİLİR.
BİOREZONANS tekniği sayesinde bedeninizi yoran toksinler, elektromanyetik kirlilik(elektrosmog), enfeksiyonlar ve alerjenler tespit edilir.Toksin atılımında görevli başta karaciğer olmak üzere,böbrekler,kalınbarsak,akciğer,deri gibi organlar desteklenir ve detoksa hazırlanır.Ardından çeşitli detoks programları ile de arınma sağlanır.
Ayrıca FAR-İNFRARED SAUNA, derimizi üçüncü bir böbrek gibi çalıştırarak yoğun bir toksin atılımını sağlar ve süreci destekler.
NÖRALTERAPİ uygulamaları ile de, bedeninizdeki sinir ağı düzenlenmektedir. Böylece başta lenf sistemi olmak üzere dolaşım regülasyonu sağlanarak detoksa katkı sağlanmaktadır.
Vücudun Detoks yapmaya neden ihtiyacı vardır?
Birçok insan, solumakta olduğu havadan, içtiği sudan ve özellikle yediği işlenmiş gıdalardan dolayı toksinlere maruz kalmaktadır. Tüketilen gıdalarda bulunan yapay renklendiriciler, tatlandırıcılar, tarımda kullanılan ilaçlar, metaller, hatta vücutta bulunan atık maddeler bile toksinleri oluşturmaktadır.
Vücudumuza Giren Toksinler Nelerdir?
Alkol
Sigara
Fazla miktarda kafein
Besinlere eklenen boyalar, renk maddeleri ve diğer kimyasallar
Besinlere bulaşan cıva, kurşun gibi ağır metaller, hormonlar, antibiyotikler, böcek zehirleri
Çamaşır-bulaşık deterjanlarının artıkları
Egzoz gazları, sigara dumanları ve diğer endüstriyel kaynaklı gazlar, güneş ışınlarının fazlası
Parfümler, kalitesiz kremler
Gereksiz yere kullanılan ağrı kesici, antibiyotik, antidepresanlar gibi ilaçlar, bitkisel bazı ürünler
Ateşte yakılmış ızgaralar, barbeküde pişirilmiş etler
Çoğu fast food ürünler
Derin tavalarda kızartılarak hem lezzeti hem de toksin miktarı artırılan yiyecekler
Kötü üretilmiş pasta, bisküvi, kurabiyeler ve bütün cipsler
Detoksa İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler Nelerdir?
Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.
Detoks kürlerinin yararları nelerdir?
Enerji artışı,
Yeterlilik ve iyilik hissi
Daha iyi uyku
Dengeli ve düzenli ruhsal yaşam
Kolay konsantrasyon ve kolay hatırlama
Sabah dinçliği
Daha az enfeksiyon, daha güçlü bağışıklık sistemi
Daha az mide, bağırsak ve kalp sorunu
Daha sağlıklı ve genç bir deri
Daha sağlıklı saçlar ve tırnaklar
DETOKS KİMLER İÇİN GEREKLİ?
Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır. Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir. Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var.
NASIL YAPMALI?
İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.
Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut.
Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz.
Sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir.
Demek ki detoks yaparken amacımız; vücut ph sını hafif alkali tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.
Evde Detoks
Detoks'un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.
Beslenme Dışında Toksin Alımını Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?
PİŞİRME METOTLARI: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişirme metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz.
SABUNLAR VE DETERJANLAR: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız.
DENİZ SUYU MUCİZESİ: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.
DENİZ VE DAĞ HAVASI: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, "biraz dağ havası almak" veya " deniz havası solumak" hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.
DETOKS SAĞLAYAN ÇAYLAR: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.
DUŞ VE BANYO: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. . KOKULAR: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.
VİTAMİNLER: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminl ve minareller: magnezyum, çinko, kalsiyum, B vitaminleri, C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.
İyi bir beslenme programına ilaveten:
Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için. Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir. Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin. Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.
İdeal Beslenme
* Haftada 1 kez vücudumuzu arındırmamız gerekiyor. Örneğin bir gün boyunca sadece evde sıkılmış doğal meyve suyu, içme suyu ve yanında çiğ meyve ve sebze tüketmemiz öneriliyor.
* Bunları sofranızdan kaldırmaya ya da çok ender tüketmeye çalışın. Kırmızı et, şarküteri etler, sakatat, rafine edilmiş gıdalar, konserveler, şeker, tuz, doymuş yağlar, kahve, alkollü içecekler ve nikotin.
* Mümkün olduğunca organik gıda tüketmeye çalışın.
* Sadece filtre edilmiş, mineralleri uygun ve ph düzeyi 7 veya üzerinde olan içme sularından tüketin.
* Yumurta, buğday, süt ve ürünlerini belirli dönemlerde sıra ile yiyin. Hepsini aynı dönemde tüketmemeye özen gösterin.
* Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeye özen gösterin.
* Sofranızda en sık bulunan ürünler: meyve, sebze, yeşillik, tahıl, baklagiller, düşük yağ oranlı süt/yoğurt/peynir, organik beyaz et ve taze balık olmalı.
* Limon asidik olarak düşünülse de, vücudumuz için en ideal asit düzenleyici maddelerdendir ve her gün bir miktar tüketilmesi hararetle tavsiye edilir.
* Doğanın antibiyotiği olan sarımsak, insan yapımı antibiyotikler gibi yan etkileri olmayan muhteşem bir antioksidandır. Belirli aralıklarda sarımsak kürü yapılması tavsiye edilir.
* Bir bağ maydanozu kaynayan suya atıp, suyun altını kapatın ve bu suyu ılık olarak gün içerisinde tüketin, hem klorofil hem de diğer vitaminler açısından ideal detoks ajanı olacaktır.
Niye Kilo Veremiyorum?
Zayıflamak İçin Öğün Sayısına Dikkat Edin
Öğün atlamanın, bazal metabolizmayı (iç organların istem dışı harcadığı enerji) yavaşlattığını ve bu nedenle vücudun enerji harcamasını azalttığını ifade eden Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, ''Rejim yapacağım diye uzun süre aç kalmak, anlama ve algılama düzeyini azaltır, trafik ve iş kazalarına neden olur'' dedi.
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi ve Beslenme Uzmanı Doç. Dr. Elmacıoğlu, günümüzde insanlar zamanla yarıştığı için, genellikle sabah kahvaltısı yapmadığını ya da öğle yemeklerini geçiştirdiklerini belirtti. Doç. Dr. Elmacıoğlu, şunları söyledi:
''Oysa sabah kahvaltısı yapmamak ve öğleye kadar uzunca bir süre aç kalmak, organizmanın sağlıklı çalışmasını engeller. Uzun süren açlıklarda bireyin kan şekeri düşer. Bu durum, ister istemez çalışma ve aktivite düzeyini etkiler. Bu şekilde istemeyerek ya da rejim yapacağım diye uzun süre aç kalmak, anlama ve algılama düzeyi azalır, trafik ve iş kazalarına neden olur.''
Öğün sayısı
Öğün atlamanın, bazal metabolizmayı (iç organların istem dışı harcadığı enerji) yavaşlattığını ve bu nedenle vücudun enerji harcamasını azalttığını ifade eden Doç. Dr. Elmacıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu da şişmanlığın bir nedenidir. Çevrenizde pekçok kişinin, öğün atlayarak, öğün sayısını azaltarak ya da uzun süre aç kalarak zayıflamak istediğine, ancak bir türlü zayıflayamadığına tanık olmuşsunuzdur. Halbuki öğün atlamak yerine, günde en az 3 ana (kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği) ve 2-3 ara öğün (kuşluk, ikindi, gece) olmak üzere, besinleri 5-6 öğünde önerilen miktarlarda tüketmek sağlıklıdır.''
''Sık aralıklarla beslenmek, gereğinden fazla yemek yemeyi önler''diyen Doç. Dr. Elmacıoğlu, ''Sık aralıklarla alınan gıda acıkmayı önleyerek, sonraki öğünde besin alımını azaltır. Her öğünden sonra besinlerin ısı etkisiyle enerji harcamasını artırır ve yine insanlarınkan şekerinin kontrolünü ve düzenlenmesini sağlar'' diye konuştu. Doç. Dr. Elmacıoğlu, yeterli ve dengeli beslenmek için öğün atlanmamasına, bunun alışkanlık haline getirilmemesine ve günlük ihtiyacın en az üç öğünde tüketilmesine özen gösterilmesini önerdi.
Diyet Öncesi Mutlaka Tiroid Ölçümü Yaptırın
Tiroid hormonu yetersizliği olan guatr hastalarının diyete başlamadan önce hormon ölçümü yaptırmaları gerekiyor. Hastalık tedavi edilmeden çok katı rejimlerle kilo verilse bile, kişi hızla eski kilolarını geri alıyor. Bu tür rejimler sırasında kalp ve böbrek gibi bazı önemli iç organlar da zarar görüyor.
Avrupa Nükleer Onkoloji Komitesi (EANM) Üyesi Prof. Dr. Cumali Aktolun, tiroid bezesinin yetersiz hormon salgıladığı durumlarda şişmanlığın ortaya çıktığını ve bunun kendini göz çevresi, göbek etrafı ve daha ziyade vücudun alt bölümünde gösterdiğini söyledi.
REJİMDE BAŞARI ŞANSI YOK
Yaz mevsiminin yaşandığı bugünlerde bu bilimsel gerçekten habersizce, tiroid hormon yetersizliği olan kişilerin, kilo verdirici rejime alındığına tanık olunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aktolun, şunları kaydetti: “Zayıflama rejimine girecek hastalarda, öncelikle tiroid hormonu ölçümleri yapılmalı. Ardından da varsa, tiroid hastalığı tedavi edilmeli. Tiroid hormon düzeyi normale geldikten sonra da, muhakkak uzman hekim kontrolünde kilo verdirici rejime alınmalı. Aksi halde boşuna uğraştıkları gibi sağlıklarını ciddi düzeyde tehlikeye atarlar. Bu kişilere uygulanacak rejimin başarı şansı da yoktur. Kaldı ki, katı kilo verdirici rejimlerde, bazı merkezlerde uygulanan vücuttan su atıcı yöntemlerle bu hastaların hızlı sıvı kaybı nedeniyle zarar göreceğini de hatırlamak gerekir.”Prof. Dr. Aktolun, tiroid hormon yetersizliği sonucu şişmanlığa ilaveten vücutta başka sorunlar da ortaya çıktığına işaret ederek, “Örneğin bu hastalarda, kolesterol düzeyi de çok yüksektir. Bu da, şişmanlığa ilaveten beraberinde kalp-damar sistemi hastalıklarının da olabileceğine işaret eder. Dolayısıyla kilo verdirici rejimlerin bir parçası olan fiziksel egzersiz, bu kişilerde dikkatle planlanmalıdır” dedi.
Hastalık tedavi edilmeden çok katı rejimlerle kilo verdirilse bile, bu kişilerin tekrar ve hızla eski kilolarına gelmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cumali Aktolun, bu tür rejimler sırasında kalp ve böbrek gibi bazı önemli iç organların da zarar görmesinin mümkün bulunduğunu dile getirdi.
Tiroid hormonunun yetersiz olduğu guatr belirtilerini “hızlı ve istemeden kilo alma, halsizlik, bitkinlik, isteksizlik, göbek ve göz etrafında şişme, uykuya eğilimde artış, cinsel isteksizlik, kabızlık, depresyona eğilim, saçlarda kepeklenme, ciltte pullanma” olarak sıralayan Prof. Dr. Aktolun, hormon yetersizliğinin doğuştan veya sonradan ortaya çıktığını söyledi.
Şişmanlığın Oluşumunda Genetik ve Psikolojik Faktörlerin Etkisi
Vücut ağırlığının düzenlenmesinde hormonal ve sinirsel faktörler rol alır. Bu faktörlerin çoğu genetik olarak düzenlenir. Bireyin yeme davranışını belirleyen faktörler, yağ hücrelerinin sayısı ve büyüklüğü, yağın vücudun belirli bölümlerine dağılımı ve bazal metabolizma hızı (BMH) kalıtımla ilintilidir. Şişman anne –babanın çocuklarının da şişman olma olasılığı % 80 iken; anne-babanın şişman olmaması durumunda bu oran %10’dan azdır.Genetik faktörler, bireyin enerji kullanımını ve alınan fazla enerjinin depolanmasında vücudun yatkınlığını da etkilemektedir. Bireyler arasında metabolizma hızının farklılık göstermesi, bu hızı etkileyen faktörler arasında genetiğin de yer aldığını göstermektedir. Eğer ailesel olarak düşük BMH’ na sahip olma söz konusu ise, bu durum şişmanlığa yatkınlık açısından büyük risk oluşturur. Özellikle tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalar genetiğin şişmanlık oluşumundaki etkisini belirginleştirmektedir. Bu konuyla ilgili olarak elde edilen veriler tek yumurta ikizlerinin ağırlık kazanma düzeylerinin, vücut yağ yüzdeleri ve vücut yağ dağılımlarının ayrı ayrı büyütülmüş olsalar bile son derece benzer olduğunu göstermekte ve bunun nedeninin de genetik faktörlerle ilgili olduğu ileri sürülmektedir. Bu ve benzeri çalışmalar şişmanlığın oluşumunda genetiğin önemli bir etken olabileceğini ve dolayısıyla bazı bireylerin de genetik olarak şişmanlığa yatkın olabileceğini işaretlemektedir.
Şişmanlığın oluşumunda etkili olan bir diğer etken bireyin psikolojik durumudur. Şişman bireylerde sıklıkla görülen psikolojik yeme bozuklukları sırasıyla;
- Duygusal duruma bağlı yeme
- Yeme atakları-abartılı yeme
- Gece yeme
şeklinde sıralanabilir.Ayrıca obez bireyler tarafından sıklıkla uygulanan aşırı diyet kısıtlamaları da bir süre sonra yeme bozukluklarına neden olabileceği için potansiyel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Abartılı yemek yeme şişman bireylerde, normal ağırlıktaki kişilere göre iki kat daha fazla görülmektedir. Özellikle kadınlar arasında çok yaygındır. Abartılı yemek yeme bozukluğu gösteren bireylerde sıklıkla görülen belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir;
A) Çoğu bireyin aynı sürede yiyebildiği besin miktarına göre çok daha fazla besin tüketme
B) Yeme davranışını kontrol edememe
C) Normalden çok daha hızlı yeme
D) Rahatsızlık hissi oluncaya kadar yemeye devam etme
E) Açlık hissi olmadığı zamanlarda bile aşırı miktarda yeme
F) Ara öğünlerde aşırı besin tüketme
G) Özellikle gergin, yalnız, depresif veya üzgün olunduğunda aşırı miktarda yeme
H) Yenilen besin miktarından utanıldığı için tek başına yeme
I) Her abartılı yemek yeme davranışından sonra suçluluk duyma ve kendini depresif hissetme
Yeme atakları olan şişman bireylerde, bu tür atakları olmayan bireylere göre psikolojik bozukluklar (depresyon, gerginlik, huzursuzluk gibi..) ve kendi bedeninden hoşnut olmama gibi belirtiler daha sık görülür. Bu bireylerde diyet uygulamaları da daha dikkat gerektirir. Çünkü yeme atakları diyetin belirli dönemlerinde ortaya çıkabilir.Psikolojik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan şişmanlık durumlarında uygulanacak diyetler çok dikkatli bir şekilde seçilmelidir. Bireyin beslenme öyküsünün yanısıra, genel ve yemek yeme anındaki ruhsal durumu mutlaka gözönüne alınmalı, kişiyi daha depresif yapacak diyetlerden kaçınılmalıdır.
Diyetinizde Nasıl Başarılı Olursunuz?
Eğer siz de geçici diyet müptelalarından, öğün atlayıcılardan veya atıştırma meraklılarındansanız muhtemelen kilolarınızla da başınız ciddi olarak derttedir. Böyle belli başlı kötü beslenme alışkanlıkları olan kişiler ne yazık ki, her gün yeni bir başarısız diyete başlayıp umutsuz yolculuklarına devam ediyorlar.
HER GÜN 33 MİLYON KİŞİ DİYETE BAŞLIYOR
Amerikan Diyet Birliği’ nin yaptığı araştırmaya göre Amerika’da her gün 33 milyon kadın diyete başlıyor ve gene bunların üçte ikisi bunu izleyen birkaç gün içinde kendilerini kontrol edemeyerek diyeti bırakıyorlar. Bu belki de niçin milyonlarca kadının her gün diyet ürünlerine milyarlarca lira akıttığını açıklıyor : Sonu gelmeyen başarısızlıklar… Eğer beslenme alışkanlıklarınızın hatalı olduğuna inanıyorsanız ve gerçek anlamda bir değişiklik yapmaya kararlıysanız verdiğimiz kategorilerden hangisine dahil olduğunuzu bulun ve beslenme uzmanlarınca hazırlanmış öneriler yardımıyla ilk adımı kendi kendinize atın.
1. Kilosundan memnun olmayanlar
Her zamanki sıradan bakış açınızı bir kenara bırakın ve değişik bir plân yapın. Sakın aklınızdan çıkartmayın; kilo vermenin en sağlıklı ve en kesin sonuç veren yöntemi, yavaş yavaş ve düzenli kilo kaybıdır. Her tür yiyeceğin gerektiği kadar alındığı dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz eşliğinde bunu başarmanız tahmin ettiğinizden daha kolay olacaktır. Bazı durumlarda sadece egzersiz yaparak kilo verebilirsiniz.
Egzersiz, kilo vermede aslında sandığınızdan çok daha etkili bir silahtır. Özellikle eğer belli bölgelerden kilo vermeye karar verdiyseniz doğru bir egzersiz programıyla bunu çok kolay halledebilirsiniz. Kilo vermede bir beslenme uzmanının size çok fazla yardımı dokunabilir. Size yağ ve kalori içermeyen ama besleyici değerleri yüksek, aynı zamanda yaşam temponuza ve özel zevklerinize uygun bir diyet hazırlayacaktır.
Ayrıca hedeflerinize ulaştıkça diyetinizi favori yiyeceklerinizle zenginleştirerek hiç zorlanmadan kilo kaybetmenize yardımcı olacaktır.
2.Her zaman yorgun olanlar
Eğer yeterince uyuyorsanız ve buna rağmen gün boyunca kendinizi yorgun hissetmeye devam ediyorsanız yemek yeme plânınızda bir problem var demektir. Vücudunuzu,ihtiyacı olan yiyecekler yerine bir dolu gereksiz besin ile tıka basa dolduruyorsanız vücudunuz alarm vermeye başlayacaktır. Böyle durumlarda beslenme uzmanınız size enerji verici besinleri ağırlıkta olduğu bir diyet programı hazırlayacaktır. Sözgelimi şekerli krakerler yerine patates, fasulye veya taneli sebzeler gibi kompleks karbonhidrat içeren gıdalar, glikoza daha yavaş ayrıştıkları için tercih edilmelidir.
Bunun dışında bir diğer problem de, yeterli sıklıkta yemiyor olmanız olabilir. Yorgunluk ve baş ağrısı gibi belirtileri olan bu gibi durumlarda, kan şekerinizin düşmesine bir çare bulmanız gerekecektir. Bunun önüne geçebilmek için öğün atlatma alışkanlığınızdan vazgeçmeniz gerekli. Bunun dışında günde iki ara öğün daha yiyebilirsiniz. Bu ara öğünlerde, doğal şeker içeren meyveler ya da bol enerji verici az yağ içeren yulaflı barlardan ya da kepekli krakerlerden yiyebilirsiniz.
3.Egzersiz yaparken çok fazla yorulanlar
İster kaslarınız güçlendirmek, ister yağlarınızı yakmak için egzersiz yapıyor olun, her iki halde de çalışmalarınız için gerekli olan enerjiyi, bir şekilde karşılama ihtiyacı hissedersiniz.
Kadınların pek çoğu diyet programlarını egzersiz programlarından bağımsız olarak hazırlarlar. Sözgelimi, eğer öğlen saat 13.00 gibi öğle yemeğinizi yiyor daha sonra arada hiçbir şey yemeksizin akşam saat 18.00’de egzersiz programına katılıyorsanız, egzersiz sırasında güçten düştüğünüzü hissetme ve enerji takviyesine ihtiyaç duyma olasılığınız çok yüksektir. Oysa, egzersizle öğle yemeğinizin arasında bir ara öğün olarak tek bir muz veya bir kâse yoğurt yemiş olsaydınız böyle bir durumla karşılaşmayabilirdiniz. Enerji seviyenizin düşmesiyle içine girdiğiniz bu gibi durumlarla karşılaşmamanız için beslenme uzmanları, karbonhidrat, protein ve yağ dengelerini uygun değerlerde tutmaya özen göstermenizi öneriyorlar.
Gene uzmanların açıkladıklarına göre, bir kadın için bu değerler ortalama olarak; yüzde 60 karbonhidrat, yüzde 15-20 protein ve yüzde 20-25 yağ olacak şekilde dağılım gösteriyor. Egzersizde bir başka önemli unsur da kalsiyum dengeleri. Özellikle ağırlık kaldırıyorsanız veya jogging gibi kemiklere yüklenen ağırlığın fazla olduğu bir sporla ilgileniyorsanız bu dengelere daha da özen göstermeniz gerekebilir. Bu yüzden diyetinizde, ara öğün olarak süt ve yoğurt yiyerek diyetinizi kalsiyum bakımından zengin hale getirebilirsiniz.
4.Düzensiz yemek yeme alışkanlığınıza sahip olanlar
Kadınların bir çoğunun en büyük problemlerinden biri, düzensiz yemek yeme alışkanlığıdır. Pek çok kadın bütün bir hafta boyunca ağızlarına tek lokma yiyecek koymayarak metabolizmalarını yavaşlatırlar, sonra hafta sonu gelince yiyeceklere saldırarak vücudun metabolik dengesinin bozulmasına yol açarlar. Böylece, aldıkları her bir kalori, yağ birikintisi olarak vücutlarında yer ederek kötü bir görünüme yol açar. Beslenme uzmanları dengeli bir diyetin, hiçbir şey yemeyerek zayıflamaya çalışmaktan çok farklı bir şey olduğunun öğrenilmesi gerektiğini önemle vurguluyorlar.
Gıdaların, besin değerleri göz önüne alınarak hazırlanan diyetlerin,daha sağlıklı ve çok daha kesin sonuç verici olduğunu aklınızdan çıkartmamalısınız. Bunun yanı sıra bazı kadınlarda, kahvaltı ve öğle yemeği öğünlerini atlayıp akşam yemeğini tıka basa yeme alışkanlığı vardır. Eğer siz de bu gruba giriyorsanız gene çok tehlikeli bir durumda olduğunuzu söyleyebiliriz. Çünkü öğünler arasında en fazla kalori içeren ve alınan kalorilerin enerjiye çevrilip yakılmadan direkt yağa dönüştüğü başlıca öğün, akşam yemekleridir. Bunun yerine bir gün içinde düzenli ve belirli saatlerde, ölçülü miktarlarda, öğünlerinizi yemeniz çok daha doğru ve diyetle beraber uygulandığında çok daha hızlı kilo verdirici bir yöntemdir.
Unutmayın, zayıflamak veya formunuzu korumak istiyorsanız; ilk yapmanız gereken şey, sık ama azar azar yemek yemeyi alışkanlık haline getirmek ve metabolizmanızı belli bir düzene alıştırmak olmalıdır.
5.Tek tip beslenme alışkanlığına sahip olanlar
Bir başka hatalı temel beslenme alışkanlığı da tek tip beslenme biçimidir. Sözgelimi, son derece sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oturttunuz ve bütün öğünlerinizi zamanında ve dengeli biçimde yiyorsunuz. Ancak bununla birlikte bazı yiyeceklere sabitlenmiş ve onlar üzerinde odaklanmış olduğunuzdan öğünlerinizi hep bu tek tip besin üzerine kuruyorsunuz. O halde, sizde bu gruba dahil olanlardansınız. Bu şekilde tek tip beslenme eğiliminin doğal sonucu, her zaman için vücuda alınan gıdaların besin değerlerinde rastlanacak bir düşüştür.
Ne de olsa tek tip besin üzerinden vücudumuz için gerekli bütün vitamin ve mineral ihtiyacımızı karşılayabilmemiz mümkün değildir. Eğer mönünüzü geniş bir yelpaze üzerinden seçmeyi alışkanlık haline getirebilirseniz anahtar vitamin ve mineralleri atlamanız söz konusu olmaz ve böylelikle son derece sağlıklı bir diyet yapıyor olursunuz.
Zayıflamanın Tüyoları
Güzel görünmeyi, hoş, çekici ya da yakışıklı biri olarak bilinmeyi, giysileri keyifle giyip zevkle sergilemeyi, kısacası beğenilmeyi kim istemez? Eğer kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunundan yakınmıyorsanız...Ve eğer bu can sıkıcı fazlalıklardan sonsuza kadar kurtulmak istiyor ama kilolarınız yerine sağlığınızı vermek istemiyorsanız bu yazıyı dikkatle okumalısınız.Unutmayın! Zayıflama diyetlerinin hepsinin son cümlesi aynıdır: Daha az yiyiniz! Bu cümleyi aslında şu şekilde düzeltirseniz doğruya en yakın zayıflama programını kendiniz de yapabilirsiniz ."Ne yiyorsanız yarı yarıya azaltın, ne kadar hareket ediyorsanız iki katını yapın".Diyet yaparak kilo vermek istiyorsanız bu kararınızın yavaş, uzun süreli ve düzenli bir kilo kaybını gerektirdiğini, ideal kiloya ulaştığınızda en az 2-3 yıl ile ideal kilonuzda kalmanızın zorunlu olduğunu unutmayın.
• Ana öğünleriniz 400-500 kaloriyi ara öğünleriniz 100-150 kaloriyi geçmemelidir. Ana öğünlerinizdeki kalori tüketiminizi ne kadar azaltabilirseniz o kadar hızlı kilo verirsiniz. Ana ve ara öğünlerde alacağınız kalorinin en uygun miktarını doktorunuzla birlikte belirleyebilirsiniz.
• Diyet süresince karbonhidrat ve yağ kullanımınızı sınırlamayı unutmayın. Günlük toplam yağ tüketiminiz aldığınız kalorilerin %25-30'u, karbonhidrat tüketiminiz %50'sini aşmasın. Dengeli bir diyet programı oluşturun. Karbonhidratların glisemik indeksi düşük olanları tercih edin.
• Günlük toplam kalori alımınızı asla 800 kalorinin altında tutmayın, 1000 kalorinin altındaki zayıflama diyetlerini doktor kontrolü almadan uygulamayın. Önemli sağlık sorunları ile karşılaşabilirsiniz. Düşük kalorili (1200-1500 kalori/gün) diyetleri tercih edin. Acele etmeyin, panik yapmayın.
• Akşam yemeklerinizi en erken saatte yiyin. Yatmadan 4 saat önce yemek yemeyikesin. En hafif öğününüz akşam yemeği olsun. Kahvaltı öğününüz en önemlisidır. Kahvaltı yapmayı unutmayın.
• Daha çok yemenize sebep olan ortamlardan uzaklaşın. Sosyal toplantılarda alkol yerine soda-limon için. Yemek davetlerine gitmeden evvel evinizde düşük kalorili birşeyler yiyin. Eviniz dışında da hafif, az kalorili, düşük glisemik indeksli ve az yağlı besinleri tüketin. (Salatalar, haşlanmış veya ızgara sebzeler, balık)
• En iyi yemek zamanı tokluk zamanıdır. Uzun süre aç kalmayın. Ara öğünler, atıştırmalar yapın. Ara öğünlerde düşük kalorili taze sebzeler veya meyveler kullanın.
•Kilonuzu kontrol altında tutmanın en emin yolu her gün tartılmaktır. Sabahları aç karnına, tuvaletten çıktıktan sonra ve tamamen çıplakken tartılın. 250 gramın üzerinde kilo artışlarını alarm kabul edin ve beslenme-egzersiz programınızı hemen yeniden düzenleyin
• Diyet süresince yağlı, sütlü tatlılar, şeker, tuz ve doymuş yağlardan kaçının.
• "Zayıflamak istiyorsanız yavaşlayın". Bu doğru bir uyarıdır ve size yemek yeme hızınızı yavaşlatmanızı öğütler. Yavaş yiyerek yemeğin zevkini daha iyi çıkarır, tokluk sinyallerinin midenizden beyninize ulaşması için zaman kazanır, daha iyi çiğner, daha iyi hazmeder, daha az yer ve daha kolay zayıflarsınız.
• Tiroid bezinizin normal çalışmaması (hipotiroidi) kilo almanızı kolaylaştırır. Normalden daha az tiroid hormonu vücudun normalden daha az enerji yakması demektir. Tiroid bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroid hormonlarınızın kandaki seviyelerinin ölçülmesi yeterlidir. Eğer tiroid hormonu eksikliği söz konusu ise bir uzman tarafından tedaviye başlayın.
• Yürürken, daha uzun mesafeleri amaçlayın. Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı aerobik aktiviteler (yürüyüş, yüzme, golf) ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok eriteceğinden emin olabilirsiniz.
• Hızlı yürüyün! Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanız da hızlanır, daha çok yağ yakarsınız. Bu mesafeleri biraz daha hızlı adımlarla katetmek ise çok daha iyidir. Belirli bir zaman diliminde daha fazla kalori yakmanın kolay bir yolu yürüyüşünüzü -aerobik karakterini bozmadan- biraz daha hızlandırmaktır. Bunun için en basit ölçü nabız hızınızdaki artıştır. Eğer egzersiz esnasındaki nabız hızınızı egzersize başlarken belirlediğiniz nabız hızınızın yüzde 50'si kadar artırabiliyor ve bunu 35-40 dakika kadar sürdürebiliyorsanız, o yürüyüşle yağlarınızı yaktığınızdan emin olabilirsiniz
• Yemek sonrası 10-15 dakikalık yürüyüşler yapmaya çalışın! Yemeği takiben yapacağınız yürüyüşler metabolizmanızı hızlandırır, daha çok enerji tüketmenizi sağlar.
• Sık sık ve az az yiyin. Öğün atlamayın. Metabolizmanızı aç kalarak değil, sık sık azaz yiyerek hızlandırın.
• Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatlarla metabolizmanızı biraz hızlandırabilirsiniz. Daha çok baharat kullanmak sizi tuzdan ve krema-mayonezden de uzak tutar. Daha az tuz ve krema-mayonez daha kolay kilo kontrolü demektir.
• Doktorunuz tarafından reçete edilıp önerilmeyen metabolizmanıza etkili hiçbir reçeteli ilacı (tiroid ekstreleri. amfetamin, efedrin, sibutramin. orlistat), bitkiyi (Ep-hedra, Ma-Huang), minerali (Chromium picolinate) veya maddeyi (kafein) kilo vermek amacıyla kullanmayın. Şişmanlık tedavisinde kullanımına izin verilen iki temel ve reçeteli ilacı (Sibutramin ve Orlistat) sadece doktorunuz tavsiye ettiği zaman kullanabilirsiniz. Bu iki ilaçtan Sibutramin termojenezi hızlandırarak metabolizmanızı ateşleyebilir.
• Zor ama doğru bir karar verdiğinizden hep emin olun. Bu kararın tadını çıkarın: Kilo verdikçe yeni elbiseler alın, eski elbiselerinizi hemen daraltarak "gemileri yakmayı" unutmayın.
Dünyayı Zayıflatan Diyetler
Her baharla birlikte bir telaş başlıyor: Sıcaklar bastırmadan hızla kilo vermek... Kışın fazla kiloları gizlemek kolay, ama deniz sezonu açıldığında her şey ortaya çıkıyor. Tiril tiril askılı elbiseler giyebilmek, plajda bikiniyle salınarak yürüyebilmek isteyenler birkaç aylık bir esarete boyun eğecekler.
Her bahar, mucizevi diyetler gündeme geliyor. Kısa zamanda hızla zayıflatan ya da yiyerek zayıflatan reçetelere gözü kapalı sarılanları, güzellik uğruna sağlıklarını hiçe sayanları büyük tehlikeler bekliyor. 'Dünyayı zayıflatan diyetler' adlı dizimizde revaçta olan diyetlerden bir seçki sunacağız. Toksinlerden ve stresten arındıran, yağları yakan, kanseri önleyen, gençleştiren, hızla zayıflatan, kolesterol düşüren, yıldızları güzelleştiren diyetler ve mönülerini Dr. Gündüz Tezmen, artı ve eksileriyle sizin için değerlendiriyor.
Çoğu insan kilo verirken kulaktan dolma bilgilerle davranıyor. Düşük kalorili besinlerle hızla çok kilo vermenin, diyet ürünleri alabildiğine tüketmenin metabolizmada yol açtığı hasarlardan habersiz yanlış üstüne yanlış yapıyor. Oysa diyet konusunda doğru bilinen yanlışları öğrenmek şart. Günümüzde en sık yapılan yanlış tek tip yiyecek diyetlerine yönelmek. Çok rağbet edilen bu tür diyetler vücuda gereken besin maddelerini sağlayamadığı için sağlıksız. Metabolizmanın işleyişini bozar ve diyet sonrası normal beslenme düzenine geçilince, hızla verilen kiloların geri alınmasına neden olur. Doğru olan, diyet yaparken vücudun ihtiyaç duyduğu kadar beslenmek. Dünyayı zayıflatan çok sayıda diyet var, ama önemli olan sizin metabolizmanıza uygun olanı seçmeniz. Bizden size öneri doktora danışmadan zayıflamaya kalkmayın.
Doğru bilinen yanlışlar
Öğün atlamak kilo verdirir: İşte yapılan en büyük yanlış. Çoğu kişi kahvaltı ya da öğle yemeğini atlarsa hızla sonuç alacağını sanır. Şişmanlamanın en önemli nedenlerinden biri, bütün gün aç kalıp sadece akşamları yemek yemektir. Çünkü aç kalan vücut bu durumun devam edeceğini düşünür ve yediklerini depolar. Mutlaka her üç- dört saatte bir şeyler yemek yerinde olur. Diyet yaparken tuz kesilmelidir: Tuzu kesmekle vücut suyu atar ve birkaç gün içinde birkaç kiloya varan düşüş görülebilir. Oysa bu bir yanılsamadır. Gerçek bir kilo kaybı yağların eritilmesiyle mümkündür. Ayda 10 kilo verilebilir: Kısa zamanda çok fazla kilo vermek zararlıdır. İdeali ayda dört kilo verilmesidir. Bir ayda verilecek kilo, vücut ağırlığının yüzde 10'unu geçmemelidir. Hızla kilo vermek tehlikelidir. Diyette yağdan uzak durulmalı: Uzmanlara göre günde 40 gram yağ almaya özen göstermeli. Bu miktarın büyük bir kısmı zaten çeşitli besinlerle alınıyor, bu nedenle günde 20 gram zeytinyağı ya da sıvı yağ tüketmek yeterlidir. Vücudu yağsız bırakmak, yağda eriyen bazı vitaminlerin alınamamasına neden olur. Bu da sağlık için zararlıdır.
Karbonhidratsız beslenmek: En büyük hata. Glikoz oranı inince kan şekeri de düşer. Sonrasında vücut, kas içerisindeki karbonhidratı kullanmaya başlar, bu da kas kaybı anlamına gelir ve vücut beraberinde su kaybeder. Yani diyette karbonhidratı kesen kimse tartıdaki sonucu görünce kilo verdiği yanılgısı-na düşer ancak gerçek olan vücudun kaybettiği yağ değil, kas ve sudur. Protein diyeti hızla zayıflatır: Sürekli protein almak kas dokusu ve su kaybına neden olur. 1 gram kas dokusu kaybı yaklaşık 2,7 gram su kaybına neden olur. Böylece metabolik hız yavaşlar. Hızla kilo verdiğini zannedenler diyet sonrasında aynı hızla kilo alırlar.
Spor zayıflatır: Vücudun egzersiz ve sporla kilo vermesi için yağ yakma formuna geçmesi gereklidir, bu da ancak 18-20 dakika süren düzenli egzersizle başlar. Çoğu zaman iki saat sürekli mekik hareketi yerine uygun nabızla 45 dakikalık bir yürüyüş, istenilen sonuçlara ulaşmakta faydalı olur. Limonlu sıcak su yağları eritir: Yanlış. Sabahları içilen limonlu sıcak suyun, sodanın ve bitki çaylarının kesinlikle yağları eritmek, yok etmek gibi bir etkisi yoktur. Bu karışımın yararı, midede 80 dakika kadar kalarak doygunluk hissi vermesidir.Yemek sonrası meyve yasağı: Meyvelerin glisemik indeksi yüksektir, hızla kan şekerini artırarak ensülin hormonunun salgılanmasına neden olurlar. Fazla yerseniz meyve olsa da olmasa da fazla besinler yağa dönüşür. Öğün aralarında önerilmesinin nedeni, meyvenin yanında proteinli bir gıdayla tüketilmesinin kan şekerini dengelemesidir.
'Kişiye özel diyet hazırlanmalı'
Dünyayı zayıflatan diyetler, mucize olarak sunulan diyetlerin vücutta yol açtığı tahribat, sağlıklı zayıflamanın yolları hakkında Dr. Gündüz Tezmen'le konuştuk Kilolarıyla başı dertte olanlar en kısa zamanda hızla zayıflatan diyetlerin peşindeler. Son zamanlarda medyada sihirli reçeteler sunuluyor, ama bu diyetlerin zararlarına değinilmiyor. Diyet seçimi nasıl yapılmalı? Bizim medya, sağlık alanına giderek daha çok yer vermeye başladı. Ancak ilgi daha çok diyetler üzerinde yoğunlaşıyor. Halkın beklentileri doğrultusunda da kısa zamanda sonuç verecek mucize diyetler; üç günde şu kadar, bir haftada şu kadar kilo verin, tarzında diyetler revaçta. Bütün bunlara bakıldığı zaman insanların kafalarının karma-karışık olduğunu görüyorsunuz. Bir diyet tamamen karbonhidratlardan uzak durmanızı tavsiye ediyor. Ertesi gün bir başka yayına bakıyorsunuz, makarnayla, ekmekle diyet yapabileceğinizi söylüyor. Ama medyadaki tavsiyelerde gözden kaçan bir husus var; bu konu insanların tek tip olmamaları. Her insan diğerinden yapı olarak farklı. Şimdi bir diyet önerisinde bulunup, herkesin kayıtsız şartsız uygulayacağı bir mo-del yaratmak mümkün değil. Bir kıyafet nasıl bir terzi titizliğiyle dikiliyorsa diyetler de kişiye özel, terzi titizliği içinde oluşturulmalıdır diye düşünüyorum.
Bu eğilim nasıl oluştu?
Diyet, kişiye özel olarak programlanmalıdır. Örneğin, gelişme çağında kilolu biriyle yaşı 60'ları geçmiş birinin diyetlerinin aynı olması mümkün değil. Bir kadınla, bir er-keğin uyması gereken diyetler de farklı olmalı. Kişilerin sağlık sorunları var; kiminin tansiyonu, kiminin şekeri, kiminin kolesterolü... Koliti olana kepekli ekmek, bol bol salata verdiğiniz zaman bilin ki üç dört gün sonra hastanelik olacaktır. Sağlık sorunlarının dışında insanların çocukluktan gelen beslenme alışkanlıkları da dikkate alınmalı. Bazı kişilere bazı yiyecekleri ne yaparsanız yapın yediremezsiniz. O kişiye öğle yemeğinde illa brokoli yiyeceksin derseniz, bunu başaramazsınız. İdeal bir diyet hazırlamak için beslenme uzmanlarının kişiyi çok iyi analiz etmeleri lazım. Vücudundaki kas ve yağ dengesi belirlenmeli. Kişi ayrıntılı bir sağlık kontrolünden geçirilmeli.
Vücudunun durumu nedir, hangi hastalıkları var?
kilo vermek isteyen kişiyle, 15 kilo vermek isteyen kişiye aynı diyet uygulanabilir mi? Tabii ki hayır. Üç beş kilo fazlası olanlar için kısa süreli diyetler uygulanacaktır.
Önemli ölçüde kilo vermesi gereken kişiler için bu durum önemli tabii. Ayrıntılı bir sağlık kontrolü ile o kişinin bünyesini çok iyi belirlemek ve yaşam-beslenme alışkanlıklarını çok iyi analiz etmek lazım. Şimdi kişiye sabah sekizde kahvaltı edeceksin, öğlen 12'de yemek yiyeceksin diye diyet listesi dayarsınız olmaz; bazı kişiler 11'de yataktan kalkarlar... Kişe göre ayarlamak gerekir.
Sık sık diyete başvuran, hızla kilo verip, ardından hızla kilo alanlar ne tür sağlık sorunlarıyla karşılaşıyorlar?
Diyetten kaynaklanan en sık rastlanan sorunların başında, yeterli egzersiz içermeyen ve hızla sonuç almayı hedefleyen diyetler geliyor. Bir insanın baskülün üzerine çıktığı zaman kilo kaybetmiş olması önemli değil. O kişinin yağ dokusundaki azalma önemli. İdrar söktürücü hap alarak bir iki gün içinde kilo verebilirsiniz. Vücut ağırlığınızın azalması zayıflama değildir. Çünkü ilacın tesiri geçtiği zaman, bir iki litre su içerseniz yine kilo alırsınız.
Diyette yağı kesmek doğru mu?
Yağ, insan bünyesinin zor günler için sakladığı stoktur. Bünyede bir kalori açığı çıktığı zaman vücut hazır olan enerji kaynaklarını, şekeri vs kullanıyor, bunlar da yetmezse stok yağları eritiyor, kana veriyor ve sonra enerji olarak kullanıyor. Olağanüstü düşük kalorili bir diyet yaptığınız zaman vücut bu yağları yeterli hızla eritemediği için bu sefer başta kaslar olmak üzere kas dokuları erimeye başlıyor. Yeterli protein içermeyen ve çok düşük kalorili diyetler sonrasında kalp kasına bağlı erimeler nedeniyle ani kalp krizleri görülebiliyor. Bunun için diyet yaparken yağı tamamen kesmemek gerekir.
Kompleks karbonhidratlar
Bol lif içeren sebze, meyve, kepekli ekmek, işlenmiş pirinç ve makarna gibi glisemik indeksi düşük besinlerdeki glikoz, kan dolaşımına yavaş yavaş karıştığı için kan şekerinde ani değişiklikler yaratmaz. Sık sık ve küçük porsiyonlar halinde tüketilen bu tür kompleks karbonhidratlar tokluk hissi yaratır ve gün boyunca düzensiz bir şekilde şekerli ve kalorili besinler tüketme ihtiyacını engeller. Glisemik indeksi etkileyen en önemli faktörlerden biri yiyeceklerin pişirilme biçimidir. Bir yiyecek ne kadar uzun süre pişirilirse glisemik indeksi o kadar artar. Besinleri haşlamak ya da buharda pişirmenizi öneririz. Sofra tuzu ve şeker yükseltici etkiyi artırır. Şeker miktarı glisemik indeksi etkiler. Doğal şeker içeren yiyeceklerin glisemik indeksi daha düşük, buna karşın rafine şekerle hazırlanmış kek ve büskivi gibi gıdaların glisemik indeksi daha yükseltir. Glisemik indeksi 75 olan beyaz pirinci, glisemik indeksi 33 olan nohutla birlikte tüketerek, yediğimiz yemeğin toplam glisemik indeksini düşürebilirsiniz. Besinlerin glisemik indeksi hakkında bilgi sahibi olmanız diyet sırasında size yardımcı olacaktır. Bu konuda diyetisyeninize danışın.
Acıkmayı önleme rehberi
Sık sık acıkıyorsanız, canınız sürekli tatlı bir şeyler yemek istiyorsa dikkat edin! Kan şekeriniz hızla yükselip, düşüyordur. Kan şekeri düşünce, kendinizi yorgun ve bitkin hisseder, enerjinizi tekrar kazanmak için yemek yersiniz. Bu da kilo almanıza neden olur. Bunu engellemek elinizde; kan şekerini yükselten yiyeceklerden uzak durun. Yiyeceklerin kan şekerini yükseltme değerine glisemik indeks denir. Bu gruptaki besinlerin içeriğindeki glikoz kana çabuk karıştığı için kan şekerini de hızla yükseltirler. Ancak, yiyeceklerin glisemik indeksi kadar içerdiği yağ oranına dikkat etmek gerekir.
Az Yiyorum Ama Yine Kilo Alıyorum, Neden?
Kilolu insanların çoğu az miktarda yiyecek tüketmelerine ve özellikle öğünlerde normalden az besin almalarına rağmen kilo sorunları sürüp gidiyor. İşin kötüsü bu ‘az yiyen’ ve genelde ‘aç gezen’ insanlar, bir türlü çözemedikleri kilo sorunları nedeniyle kendilerini suçlu ve beceriksiz hissediyorlar. Sosyal çevrenin onları kilolarını kontrol etme yeteneğinden yoksun, zayıf karakterli, dikkatsiz, özensiz, obur kişiler olarak gördüğünü düşünüp üzülüyorlar. Kilo sorununa olan kayıtsızlıkları veya sorunu çözmedeki yeteneksizlikleri nedeniyle de ayıplandıklarını sanıp depresyona giriyorlar...
Gerçekte ise bilinenin tam tersi bir durum söz konusudur. Fazla kilolu veya şişman insanların ‘düşük kalori alımına uyum sağlamış bir vücut kimyaları’ vardır. Hormonal ve metabolik süreçleri, kalorileri yeteri kadar kullanmaz. Azalmış bir metabolizma hızı öncelikle kalorilerin yakılmasında daha az gayretli, tembel bir vücut ile kendini gösterir. Metabolik hızları zaten düşük, kalori yakma yetenekleri zaten sınırlı olan bu şanssız insanlar da zaman zaman küçük kaçamaklar yapmakta, bazen yemek konusunda aşırıya kaçabilmektedir. Ama aynı kaçamakların daha büyüklerini, daha sık tekrarlayan arkadaşları zayıf kalmaya devam ederken onların her kaçamağı kalçalarına, karınlarına eklenmiş yağ yığıncıklarını anı olarak bırakmaktadır.
Şarlatan şok diyetler
Bizim de bu yönde etkileyici ve üzücü gözlemlerimiz var. Bazı hastalarda diyetler, ne yazık ki hiçbir işe yaramıyor. Kendini yememe konusunda olağanüstü sınırlayıp birkaç yüz gram verince bayram eden, en ufak kaçamağında ise bir kaç kiloyu hızla alıp depresyona giren pek çok insan var. Kısacası, diyetler tek başına çoğu zaman işe yaramıyor, etkili ve yeterli olmuyor. Özellikle şarlatan şok diyetler tehlikeli bile olabiliyor.
Bunun en büyük kanıtı neredeyse her gün yeni bir diyet programı yayınlanırken, kilolu veya obezlerin sayısında yüzbinleri bulan artışların yaşanmasıdır. Kilo fazlalığı ve şişmanlık salgınının önü bir türlü alınamıyor. Sorun bir salgın hastalık değil, ‘çılgın bir sağlık sorunu’ hızıyla ve önlenemez bir süratle yayılıyor, dünyamız her gün tonlarca daha ağır hale geliyor.
Almak daha kolay
Diyetler hiç şüphe yok ki kilo vermekte yardımcı oluyorlar, ama her zaman ve koşulsuz çözümler olmaları asla mümkün değil. Diğer taraftan fazla kilolu insanlarda problemin çoğu kez ‘kilo vermek’ değil ‘kilo almak’ olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bu insanlar zor, güç bela kilo veriyorlar, ama kısa bir süre sonra kaybettiklerinin de çok daha fazlasını, daha kısa bir sürede alıyor.
Sorun tedavinin eksik ve etkisiz olmasından kaynaklanıyor. Bilinen bu örnekle; kilo sorununu çözmede sadece diyetle yetinmek, ayağı kırılmış bir hastayı ağrı kesici verip eve göndermekten pek farklı değil. Ağrı kesicinin etkisi kısa bir süre sonra geçecek, siz sorunla yeniden başbaşa kalacaksınız. Problemin çözümü kırılan ayağınızın alçıya alınması veya ameliyatla onarılmasındadır. Soruna geçici çözümler bulmak pek sonuç vermez.
Sorun nasıl çözülür
Kilo fazlalığı veya şişmanlık sorunu olanlara sadece diyetlerle kilo verdirmeye çalışmak da buna benzer. Diyet programını eksiksiz uygularsanız, belki de bir miktar kilo verebilirsiniz. Kilo almanıza neden olan metabolik sorununuz veya kilo almaya hormonal-genetik yatkınlığınız ise çözülmemiştir, sürüp gitmektedir. Diğerlerinden daha kolay ve daha hızlı kilo almanıza neden olan davranışsal, metabolik veya hormonal sorun varlığını sürdürmektedir.Sorunun medikal çözümü, ikinci ve üçüncü derece tedavi unsurlarının da devreye aynı anda sokulmasındadır. ‘Yeme davranışındaki bozukluk’ çözülmedikçe altta yatan hormonal veya metabolik sorun tedavi edilmedikçe sadece diyet yaparak verilen kiloları aynı hızla ve fazlasıyla geri almanız kaçınılmazdır.
Popüler diyetlerden uzak durum 3 kuralı unutmayın
Bahar kapıyı araladı. Aydınlık, çiçek kokulu, sıcak günler evimizi, ofisimizi çoktan sarıp sarmaladı. Ve muhtemelen sizde de bedeninize kış boyunca yapışıp kalan yağlardan nasıl kurtulacağınız telaşı çoktan başladı. Popüler diyet pazarlamacıları bunun çok iyi farkındalar. Hiç kuşkunuz olmasın. Bu yıl da ‘mucize diyet’ dizileri, yeni, kesin ve kolay çözümler öneren zayıflatıcı diyet listeleri, boy boy, dizi dizi, sayfa sayfa ortaya atılacak. Bilboardlarda, kitaplarda, dergilerde sizin beğeninize sunulacak. Ve muhtemelen siz yine büyülü sözlerin, mucize ve kolaycı vaadlerin peşine takılıp hep tekararladığınız o basit üç ilkeyi unutuvereceksiniz:
Yeme davranışı bozukluğunuzu, yanlış yeme, bilinçsiz beslenme, bilgisiz besin tüketme alışkanlıklarınızı değiştirmeden;Bedensel aktivitenizi gereği kadar arttırıp, egzersizi (yürüyüşü, bisiklete binmeyi, merdivenleri sevmeyi, yüzmeyi) bir yaşam tarzı veya beden alışkanlığı haline getirmeden;Bizi kilolu olmaya, kolay kilo alıp zor kilo vermeye iten hormonal, metabolik veya psikolojik sorunları tedavi ettirmeden fazla kilolarınızdan kurtulmaya çalışırsanız, ne yazık ki bu yıl da yaptığınız diyetlerin pek işe yaramadığını görecek, bir kez daha üzüleceksiniz.
1. GÜN
Sabah : 1 fincan kahve, 40 gram bisküvi ya da 6 grisini.
2. GÜN
Sabah : 1 fincan kahve, 6 grisini.
3. GÜN
Sabah : 1 fincan kahve, 3 dilim yağsız kepekli ekmek.
4. GÜN
Sabah : 1 fincan çay, 3 dilim yağsız kepekli ekmek.
5. GÜN
Sabah : 1 fincan kahve, 3 dilim yağsız kepekli ekmek.
Kilo Vermenin Sırları
Kilonuz genel sağlığınızı ve formunuzu etkileyen en önemli faktördür. Beden kütle endeksiniz (BMI) 30’dan büyükse, kalp hastalığı, diyabet, polikistik over sendromu, kısırlık, depresyon ve bazı mide hastalıkları riskiyle karşı karşıyasınız demektir. Kilo vermek için eyleme geçmek sağlık risklerinizi azaltacak, daha iyi bir görünüme ve hatta daha uzun bir yaşama kavuşmanıza yardımcı olabilecektir. Kilo sorununa bağlı fiziksel ve duygusal yükleri atarak, yaşamdan daha çok zevk almak elinizde.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Kilo verme programına başlarken en doğru yol kime danışmaktır?
BMI’niz 30’dan yüksek ise doktorunuz size daha az yemek yiyerek yardımcı olabilecek ve uzun dönemde beslenme davranışınızı değiştirebilecek bir seçenek önerebilir.
Çok sıkı ve şok diyetler sağlığınıza zarar verebilir mi?
Haftada yaklaşık 0.5 kg vermek sağlıklı bir kilo verme hızıdır.
Kalp damar hastalığı sadece erkeklerin sorunu mudur?
Yüksek bir BMI ile kendinizi kalp hastalığı riskiyle karşı karşıya bırakıyorsunuz. Kadınlar için ayrıca polikistik over sendromu ve kısırlık gibi özel hastalıklar da fazla kilo ile bağlantılı olabilir.
Aşırı egzersiz sağlığa zarar verir mi?
Günde 10 dakika yürümek gibi hafif bir egzersizle başlamalı, bu süreyi önce 20 ve ardından 30 dakikaya çıkarmalısınız.
Başarılı kilo kaybı beslenme ve egzersizle ilgili davranışları değiştirmekle mi ilgidir?
Doktorunuz mevcut sağlık sorunlarınızı bilmektedir ve diyet, egzersiz ve sağlıklı bir kilo verme programını sürdürmede size yardımcı olacak başka seçenekler önerebilir.
NELER YAPMALISINIZ?
Kilo verme hedeflerinizin ne olduğunu düşünmek için zaman ayırın
Diyet yapan birçok kişinin başarısız olmasının bir nedeni bu kişilerin az miktarda veya düşük kalorili yemek yedikten sonra tatmin olmamalarıdır. Kilo vermeyi kaç kez denediğinizin bir listesini yapın ve niçin bunu başaramadığınızı düşünün. Bu çalışma, doktorunuzun size uygun bir kilo verme planı seçmesine yardımcı olacaktır.
Doktorunuzu görmeden önceki hafta bir beslenme günlüğü tutun
Bu normalde yediğiniz yemek miktarı ve tipi hakkında bir fikir verecek ve doktorunuzun size daha sağlıklı seçenekler ve daha az yemek yiyerek tok hissetmeniz için yollar önermesine yardımcı olacaktır.
Geçen hafta yaptığınız egzersiz hakkında düşünün
Egzersiz yalnızca alışveriş için yürümek veya çocuklarınızla oynamak da olabilir. Önemli olan kendinizi nasıl hissettiğiniz birkaç dakika topla oynadıktan sonra nefes nefese kalıyor musunuz? Doktorunuz aktivitenizi mevcut yaşam tarzınıza uygun bir şekilde güvenli bir yolda nasıl artırabileceğinizi size söyleyecektir.
Kilo verme programınız hakkında doktorunuzu görmek için randevu alın
Doktorunuza boğaz ağrısı gibi başka bir nedenle gittiğinizde bu konuyu konuşmayın! Kilo vererek sağlığınızda iyileşme sağlamaya karar vermek önemli bir karardır ve doktorunuz seçenekleri sizinle tartışmak isteyecektir.
DOKTORUNUZA SORMANIZ GEREKEN 10 SORU
Kilo verme planını tartışırken doktorunuza sormak isteyeceğiz bazı önemli sorulara örnekler:
Kilom sağlığımı etkiliyor mu?
Doktorunuz sağlığınızı etkileyebilecek kalp hastalığı, diyabet veya depresyon belirtilerinin sizde olup, olmadığını söyleyecektir ve bunlar kilo vererek, düzelebilir.
Beden kütle endeksi nedir?
Beden kütle indeksiniz (BMI) ağırlığınızın sağlıklı sınırlı içinde olup, olmadığının bir göstergesidir. Doktorunuz BMI’nin sağlığınız açısından en anlama geldiğini size açıklayacaktır.
Ne kadar kilo vermeliyim?
Doktorunuz planının güvenli ve sağlıklı olmasını sağlamak için gerçekçi kilo verme hedefleri belirlemenizde size yardımcı olacaktır.
Ne kadar sürecek?
Kilo vermek zaman alır ve ne kadar yavaş kilo verirseniz verdiğiniz kiloda sabit kalma olasılığınız o kadar yüksektir. Doktorunuz gerçekçi ve sağlıklı hedefler belirlemenizde yardımcı olacaktır.
Nasıl daha sağlıklı beslenebilirim?
Beslenme günlüğünüz doktorunuzun mevcut diyetinizi değiştirmek için önerilerde bulunmasına yardımcı olacaktır.
Daha az yesem bile nasıl kendimi tok hissedebilirim?
Doktorunuz daha az yemek yiyerek kendinizi tok hissetmenize yardımcı olacak seçenekler önerecektir.
Nasıl daha fazla egzersiz yapabilirim?
Egzersiz günlüğü, doktorunuzun sağlık düzeyine göre aktivite düzeyinizi güvenli ve kolay bir biçimde artırmanın yollarını size önermesine yardımcı olacaktır.
Motivasyonumu nasıl sürdürebilirim?
Doktorunuz ilerleme kaydetmediğinizi hissettiğiniz zamanlar olacağını size anlatacaktır ve plana uymanız için size tavsiye ve destek verecektir.
Diyetimden saparsam ne yapmalıyım?
Bu başarısız olduğunuz ve diyetinizi bırakmanız anlamına gelmez. Doktorunuz size, diyete geri dönebilmeniz için önerilerde bulunacaktır.
Randevularımın sıklığı ne olmalı?
Programınız ilerlemenizi ve genel sağlık durumunuzu kontrol etmek için düzenli doktor ziyaretleri içerecektir. Size uymanız gereken bir randevu programı verilecektir.Daha sağlıklı olmak yolunda ilk adım kilo vermeye karar vermektir! Kilonuz da sağlığınızın bir parçasıdır ve izlenmesi gerekir.
Yiyerek Kilo Ver
Baklagiller, kan şekerini sabitler, tatlı yeme isteğini köreltir. Ayrıca akşam üzeri açlık hissetmenizi önler. 6 haftalık programı uygularken, baklagillerden her gün en az 1 su bardağı dolusu yemelisiniz. Bunlara çeşitli baharatlar ve otlarla değişik tatlar kazandırabilirsiniz. Her öğle yemeğinde biraz kuru fasulye yiyin. Nohut, barbunya, mercimek börülce gibi çeşitler arasından beğendiklerinizi seçin.
Taze meyve elbette listenizde yer almalı. Günde en az 4 kez taze meyve yiyin. Fakat sakın hazır meyve suyu içmeyin. Ayrıca konserve ve dondurulmuş meyveleri de tercih etmeyin. Kurutulmuş meyvelerden de uzak durmalısınız.
Ana yemeğiniz her zaman salata olsun. Öğle ve akşam yemeklerinden önce salata yemelisiniz. Taze meyveye sınırlama yok. Günde en az 4 adet yemelisiniz. Taze meyveler tatlı ihtiyacınızı da giderir.
Çeşitlilik ilkesini göz ardı etmeyin. Özellikle de yeşillikler konusunda. Salatalarınızda her türlü sebzeyi kullanabilirsiniz. Değişik tattaki otlar, salatalarınıza ayrı bir lezzet verir.
Nişastalı sebzelere dikkat edin. Yeşil olmayan sebzelerin hepsini nişastalı saymalısınız. Kilo vermek için pirinç, patates ve diğer nişastalı yiyecekleri mümkün olduğunca az tüketin.
Her gün fasulye ve baklagil yiyin. Fasulye türleri diyet uygulayanların en iyi dostlarıdır. 6 hafta süresince her gün 1 su bardağı dolusu fasulye yemelisiniz.
Hayvansal ürünler ve süt ürünleri kesinlikle yasak. Çok canınız çekerse haftada bir kez yağsız balık ve yumurta akından yapılmış omlet yiyebilirsiniz.
Bol bol mantar yiyin. Etin yerini doldurabilecek bir besin maddesi varsa o da mantardır. Mantarların kanser riskini azalttığı da unutulmamalıdır.




